TENET: Zaman geldiği gibi gidiyor, gittiği gibi geliyor (mu?)

TENET:  Zaman geldiği gibi gidiyor, gittiği gibi geliyor (mu?)

Romancıdan ziyade bir şair olarak anılmak isteyen Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bir şiirinin ilk dörtlüğü şöyledir: “Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında/Yekpare geniş bir anın/Parçalanmaz akışında.” Şair; “carpe diem”i, anı ve onun ‘bölünmez bütünlüğü’nü vurgulayarak açıklamış…

Fakat zaman deyince akla gelen ilk kişi Albert Einstein elbette ki… (“Kime göre, neye göre?” diyorsanız, Einstein’ı anıyorsunuz…) “Geçmiş, gelecek ve şu an hep aynı şekilde vardır… Zaman bir illüzyondur ama çok kuvvetlidir…” Einstein’nın bu cümlesini, “Dark” dizisini izleyen herkes biliyordur, sanırım. (Koca dizinin özeti

Der Unterschied zwischen Vergangenheit, Gegenwart und Zukunft

Albert Einstein

Bir de, zamanın olduğu gibi geriye sarılamayacağını söyleyen Stephen Hawking var… Zaman üzerine yazılmış en popüler kitabın sahibi… Tanpınar’ı bilmem ama (ki şiirleri olmasa da kimi romanları İngilizce’ye tercüme edildi) son filmi ‘geleceği geri sarmak’ (ama bir “Back to the Future” değil illa ki) üzerine olan Christopher Nolan, hem Einstein’nın andığım sözünü biliyor, hem de Hawking’in kitabını okumuş olmalı.  Zira film zamanın düz/sıralı bir çizgi olarak ele alınmasına karşı bir duruş niteliğinde (kurgu, adı üzerinde, bunun üzerine kurulu)… Ayrıca Hawking’in “olduğu gibi geri alamama” tezine de karşı olan Nolan bu son filminde, bizim hep yüzümüzü döndüğümüz, sözler verdiğimiz, çabalar sarf ettiğimiz fakat bize hiç yanıt vermeyen ağzı-var-dili-yok ‘geleceği’ konuşturmaya çalışıyor. “Söz ağızdan bir kere çıkar”, “Olan olmuştur” demeden, Tenet adlı son filminde hali hazırda Kiev’de bir tiyatro baskınıyla çıkarılmak üzere olan III. Dünya Savaşı’nı engellemeye çalışıyor (!) (En azından ben (b)öyle anladım..)

 

Nihayetinde, bu filmi izlemeyen okurlar için ben aslında gelecekten yazıyorum.

Tenet, İngilizce “temel ilke” demek.. Filmin de hareket noktası bu kelimede saklı aslında… Tenet kelimesi sağdan sola, soldan sağa aynı şekilde yazılıyor. Zaman içerisinde tersine hareket eden (geçmişten geleceğe gidip gelecekten günümüze gelen) CIA ajanının (‘adsız kahraman’) da yaptığı bu.. Daha fazla detay vermek “spoiler” olur mu bilmiyorum.. Nihayetinde, bu filmi izlemeyen okurlar için ben aslında gelecekten yazıyorum. İşte filmin diğer bir ilkesi daha: Görelilik…

 

via GIPHY

 

Zaman herkes için aynı çalışmıyor ki bu filmin işlediği önemli temalardan.. Olayların ve nesnelerin taraflar için çok başka görünmesi, farklı sonuçlar üretmesi doğanın ve de zamanın verili özelliklerinden.. Diyebiliriz ki film, Tanpınar’ın bölünmez/parçalanmaz anına, hem geçmişten hem de gelecekten ‘ateş ediyor’. Tekrar söylüyorum, filmi anlatacak değilim (ama paradoksal olarak anlatıyorum da…) Bu yazının amacı sizi aslında filme hazırlamak.. Belki de size bir bakış açısı vermek (“Tenet” kelimesinin bir anlamı da bu). Bu anlamda size söyleyeceğim son şey; filmin “Başlangıç” (Inception) filmini anımsattığı.. Şöyle ki, “Tenet” da, “Inception” da çok-katmanlı filmler… Tenet kafamızın dışındaki katmanlarla ilgileniyor. Inception ise, izleyenlerin de hatırlayacağı üzere kafamızın içindeki rüyalarda geçiyordu…

Yazarın Bir Önceki Yazısına Göz Atmak İsteyebilirsin

Güneşli Bir Fantastik Komedi: Güneşin Oğlu

 

Sonuç olarak; her ne kadar felsefe ve fizik ile ilgili bir yönü olsa da, filmi izlenir kılan şeyin aksiyon olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Yani, “Nolan bir James Bond filmi çekse nasıl olurdu?” desek, geleceğe gidip yanıtı “Tenet” olarak verebiliriz. Aynı zamanda yanıtı şimdi de “Tenet” olarak verebiliriz.. Yönetmenin önceki filmlerini biliyorsak, yanıt geçmişte de “Tenet” olurdu. Çok felsefeye gerek yok.. Yani James Bond’un zamanda yolculuk ettiğini düşünün.. Alın size “Tenet”..

 

via GIPHY

Bunu filmi basitleştirmek için söylemiyorum.. (Aslında bazen basitleştirmek de iyidir…) Nolan’ı da alaya alacak değilim.. Son eserini merak ettiğim, değer verdiğim için pandemi dönemi sinemaya gittim; siz gitmeyin (!)  (Umarım, film bir an önce dijital platformlara da ‘düşer’; “bekle(ye)mem” diyorsanız; siz de bir geleceğe gidip geleceksiniz demektir!)

 

Şimdiden (ama geleceğe yönelik) iyi seyirler… (Ve unutmadan.. Bir yazı daha geçmişte kaldı!)

Bu Yazıyı Paylaş