Türkiye’nin Yerli Otomobil Serüveni ve TOGG

Türkiye’nin Yerli Otomobil Serüveni ve TOGG

Erdem Güç

Kurucu // Aytink
Siyaset Bilimi - Kamu Yönetimi

//Tarih//Teknoloji//Sosyoloji //Müzik
Erdem Güç

Paylaş

Türkiye’nin yerli otomobil girişimi, sürekli gündemde kalmış eski bir sevda .. 1960’lı yıllarda başlayan yerli otomobil macerası günümüzde TOGG ile devam ediyor. Gelin bu maceranın dününe ve bugününe yakından bakalım ..

Yerli otomobil tutkusu aslında temelleri 1960’lı yıllarda atılmış bir macera. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Türk mühendislerinin de bulunduğu bir toplantıda “yerli otomobil” isteğini dile getirmişti. Bu istek aynı zamanda dünyada yaşanan sanayi ve üretim teknolojisindeki gelişmelere ayak uydurma çabası olarak da değerlendirebilir. Ancak ne var ki o dönemde ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik dolayısıyla dönemin mühendisler odası yerli otomobil konusuna oldukça temkinli ve soğuk bakıyordu. Hatta bu olumsuz tavır basında sıkça yer bulmaya başlamış ve bu durum Cemal Gürsel’i rahatsız etmeye başlamıştır.

Okurken dinlemek isteye bilirsin: “Fazıl Say – Black Earth”

 

İlk Yerli Otomobil Deneyimi: Devrim

Cemal Gürsel “biz otomobil yapamayız” diyenlere karşılık olarak yerli bir otomobil yapılması için özel bir  talimatı verir.  21 Haziran 1961 tarihinde 20 mühendis Ankara’ya toplantıya çağrılır. Onlara “ Ordunun cadde binek ihtiyacını karşılayacak bir otomobil tipinin geliştirilmesi işinin TCDD İşletmesine verildiği ve bu amaçla 1.400.000.-TL ödenek ayrıldığı” emri aktarılır.  Bu zorlu görev için ise teslim tarihi olarak  29 Ekim 1961 belirlenmiştir. Yani bu görev için sadece 4,5 aylık bir süreye sahiptiler. Sıfırdan bir otomobil geliştirip üretmen için imkansız dene bilecek bir süreydi bu. Hem de ülke genelinde ne motor ne de otomobil üretecek tecrübe ve bilgiye sahip olunmadığı yönündeki onlarca eleştiriye rağmen yapmak .. Algıları yıkmak…

İşte tüm bu olumsuz şartlar altında 20 civarı mühendis tarafından tasarlanan ve üretilen bu aracın tamamıyla özgün olması gerekiyordu.  İç mekanından, motor aksamına kadar aracın tamamı bu ekip tarafından yapılır. İlk araba bej renkte tasarlanmıştır. Ancak bu renk resmi törene uymayacağı için siyah bir araba daha yapılması istenmiştir. Araçların taşıması trenlerle yapılacağı için çok az miktarda benzin koyulmuştur. Kalanının ise tören alanında doldurulması planlanmıştı.

Ancak büyük bir hata yapılarak aracın yakıt ikmali yapılamamıştı. Bu hatanın sonucu daha sonra Cemal Gürsel’in ” Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz ” sözleriyle tarih sayfalarına geçecekti.. Daha sonra bu hatayı “beceriksizlik” olarak köpürten yerli otomobil karşıtları, otomobil ithalatçıları ve basın devrim arabalarının sonunu getirmiştir. Üretilen arabalardan ikisi hurdaya çıkarılmıştır. Kalan son devrim otomobili ise Eskişehir’de müzede sergilenmekte ve hala çalışmaya devam etmektedir. Tıpkı yerli uçak ve traktör fabrikası deneyimi gibi yerli otomobil deneyimi de o dönem tozlu raflardaki yerini almıştı.

 

“Güzel Otomobil”: Anadol

Vehbi Koç tarafından kurulan OtoKoç Ford Motor Company’nin araçlarının Türkiye temsilcisiydi. Daha sonra    Türkiye’nin yerli otomobil için Ford’un temsilcileriyle fikir alışverişleri yapıldı. İngiliz Reliant firması tarafından tasarlanan ve motor aksamı Ford tarafından üretilen Anadol’un genel aksamında ise maliyetlerden dolayı fiberglas malzeme kullanılmıştı. Yapılan yarışma sonucunda otomobilin ismi “Anadol” olarak belirlenmiş ve logosunda Hitit uygarlığının da sembolü olan geyik tercih edilmişti.

1984 yılına kadar üretilmeye devam eden Anadol, dönemin çelik ve lüks araçları ile mücadeleyi kaybeder. Oysa fiberglas gövdesi sık sık “öküzlerin yediği araba” şeklinde eleştirilse de dünyanın bir çok yerinde bu malzemeden pek çok araba üretiliyordu. Hatta üretine Anadol A1 modeli ülkemizin ilk ralli arabası olmuş, Renç Koçibey ve Demir Bükey 1968 Trakya Rallisi’ni bu araçla kazanmışlardır.

 

“Kuşlar Uçuyor..”: Tofaş

1968 yılında Vehbi Koç tarafından kurulan TOFAŞ yani Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. ülkemizde büyük bir hayran kitlesine sahip olan “kuş serisi” olan otomobilleri Fiat şirketi ile ortak olarak üretmiştir. 1971 yılında Murat 124 modeli ile başlayan bu üretim serüveni 2003 yılında sona ermiştir. Tofaş tarafından üretilen Şahin, Doğan ve Kartal modeli 1 milyondan fazla üretilmiş hatta Mısır’da 2009, Etiyopya’da ise 2010 yılına kadar üretilmeye devam etmiştir.

 

Yeniden Yerli Otomobil Gündemde

2010’lu yıllara gelindiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı toplantılarda yerli otomobil üretimi konusundaki ısrarını dile getirmeye başlamıştı ve “bir babayiğit” çağrısında bulundu. 2015 yılında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK, Saab firmasına ait bir aracın altyapısını ve haklarını satın almıştı. Hatta bu araca ait 3 adet kamuflajlı örnek o dönem basına tanıtılmış aracın Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergileneceği bilgisi verilmişti. Ancak ne var ki bu araç hakkında daha sonra her hangi bir bilgi ve girişim olmamıştır.

Geleceği Yakalamak: TOGG

2017 yılına gelindiğinde ise yerli otomobil konusunda yepyeni bir bakış açısı ile hareket etmeye başladık. Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu (TOGG), Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell, Zorlu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğ ortaklığı Kasım ayında basına açıklandı ve 25 Haziran 2018’de Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi (TOGG) kuruldu.

Yerli otomobil konusunda dönemimizin yükselen ve henüz tam olarak keşfedilememiş teknolojisi olan elektrik motorlu otomobil tercih edilmişti. Hali hazırda oldukça yol kat etmiş olan benzin/dizel motorlu araçlarla yarışmak yerine, henüz bakir sayılabilecek bu alanda daha rekabetçi olunabilirdi. 2018 yılında TOGG  projesinin başına Bosch’un Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış olan Mehmet Gürcan Karakaş getirildi. Bu tarihten sonraki süreç basından uzakta yürütüldü ve 2019 yılına gelene kadar her hangi bir haber paylaşılmadı.

2019 yılına gelindiğinde ise, Türkiye’nin Otomobil Girişimi Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun  yönetim kurulu toplantısı sonrasında yaptığı “Yıl sonunda halkımızın beğenisine sunacağımız prototipimizin ilk modelini inceledik.” açıklamasıyla birlikte gündem oldukça hareketlendi.

2019 yılının sonlarına gelirken tasarımı ünlü İtalyan tasarım şirketi Pininfarina’ya ait olan aracın tanıtımı sosyal medya ve basında büyük bir ilgi görmeye başladı. Yine araca ilişkin görsel ve videoların paylaşımında tercih edilen 14:53 ve 19:23 gibi saatler de oldukça dikkat çekici detaylar arasında yer alıyordu. Zira yerli ve milli bir otomobil parolasıyla yola çıkıldığı için bu tip detaylar kitleleri yakalamak için önemliydi.

27 Aralık 2019 günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla tanıtılan TOGG ile birlikte yerli otomobil serüveninde yeni bir dönem başladı. Bir SUV ve bir (C segmenti) sedan modelin tanıtıldığı lansmanda, araçların 2022 yılında üretilmeye başlanacağı açıklandı. Lansmanda üzerinde durulan bir diğer konu ise araçların akıllı ve bağlantılı bir ekosisteme sahip olmasıydı.

Yerli otomobilin öne çıkan özelliklerine bakıldığında; 300+ km veya 500+km menzil , hızlı şarj ile 30 dakikadan kısa sürede %80 pil doluluk seviyesine ulaşabilme, 8 yıl boyunca pil garanti güvencesi, 4.8 saniyede 0 -100 km/saat hızlanma, rkadan çekişli (RWD) versiyonlar 200 beygir gücü; tüm tekerleklerden çekiş (AWD) sunan versiyonlar ise 400 beygir gücü, Euro NCAP 5 Yıldız güvenlik normlarına uygunluk, İleri sürücü destek sistemleri ve şehir içi trafik pilotu gibi özellikler dikkat çekiyor. (Detaylı bilgi..)

TOGG CEO’su Karakaş yaptığı açıklamada; Bursa’da  22 milyar liralık yatırım yapılacağını ve beş ayrı modelden yılda 175 bin araç üretmeyi planladıklarını söyledi.Yine aracın motoru için Bosch firmasıyla ve batarya tedariki konusunda ise Çin ile görüştüklerini de ekledi.

Son Verirken;

Türkiye’nin 60 yıl önce başlayan yerli otomobil serüveni günümüzde TOGG ile birlikte farklı bir safhaya girdi diyebiliriz. Henüz proje aşamasında olan yerli otomobile dair bilgiler hala şekillenme aşamasında. Ancak gidişat konusunda şahsen oldukça olumlu ve umutlu baktığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle elektrikli ve akıllı bir araç ile yola çıkılması oldukça doğru bir tercih olmuş. Büyük otomotiv devlerinin dahi girmeye cesaret edemediği bu alanda yürümek oldukça riskli görünebilir ama o firmalarla dizel/benzin motorlu araç minderinde rekabet etmek çok daha riskli, hatta hayalperestlik olacaktı.

Tıpkı insansız hava araçlarında (İHA ve SİHA) dünyada önemli bir üretici olduğumuz gibi, sektördeki eksiklikleri görerek ilerlenebilirse, ülke içi pazar hedeflenerek üretilen bu aracı çevremizdeki ülkelere ihraç etmeyi başarabiliriz. Eğer planlı ve stratejik bir yol izlenir, eleştirilere kulak verilirse;

Neden olmasın ?

 

Yazıyı Okuduktan Sonra Güzel Gidecek Bir Film: Devrim Arabaları

Bu Yazıyı Paylaş