Şubat’ta Başlayıp Mart’ta Biten Bir Garip Duygu Fırtınası

Şubat’ta Başlayıp Mart’ta Biten Bir Garip Duygu Fırtınası
Sosyal Medya

Pelin Yılmaz

Yazar // Aytink
Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni

instagram:
Pelinin Kütüphanesi
Pelin Yılmaz
Sosyal Medya

Paylaş

Şubat 2020

Bilmem kaç bin yıllık dünyanın en kötü zamanına denk geldik belki de. Bizler bu dünyanın ortanca çocuklarıyız. Ne devasa büyüklükteki dünya savaşlarını yaşadık, ne de güneş batmayan imparatorlukları karşıladık. Bizim en büyük savaşımız, kendi hayatlarımızdı. Dedim ve yazmayı bıraktım! Önce masadan kalktım mutfağa gidip kendime içecek bir şeyler doldurdum. Bir yazı bu kadar olumsuz başlamışken onu nasıl döndüre bilirdim bilmiyorum. Başarıp başaramayacağımı sanırım yazının sonu geldiğinde öğreneceğiz.

Zengin sayılabilecek derecedeki kelime hazinemle, anlam bakımından yoksun hayatlarımızı sorgulayabilecek miydim ben de merak içindeyim.

 

Pişmanlıklar, yaşanmışlıklar yahut hiç yaşanamayanlar, bir soğuk savaştır gidiyor insanlar arasında. Tam da bu anda aklıma bir soru düşüyor, hayatımı sorgulama gereği hissediyorum nedense. Yaşanmışlıklar ya da yaşanamayanlar. Benim canımı hangisi daha çok acıtmıştı acaba? Bir süre düşündükten sonra cevabımın yaşanamayanlar olduğunu duydum. İç sesim bağırıyordu bunu. Kendi kendimi yiyip bitiriyorum arkadaş sofralarında. Yüz yüze konuşamadığım için sakladığım sözler dökülüp saçılıyor ruhumun derinliklerinde. Neden, acaba, oysa gibi sözler meze oluyor sonra muhabbete. En çok gülen insanların yüreğinde taşınıyor en büyük acılar. Canlarını acıtan şarkıları son ses açıp bağıra bağıra eşlik ediyor kimisi, benim gibi!

Sonra kafamı kaldırıp izlemeye devam ediyorum insanları. Çünkü anca kendi dertlerinden arına bilirsen görebiliyorsun diğerlerinin yangınlarını.

 

Peki ya siz de hiç benim gibi duygudan duyguya ani geçişler yaşadınız mı? Bir insan hakkında beslediğiniz duyguyu kestiremeyip oturup saatlerce düşündünüz mü? İki seçenek vardı oysaki. Sevmek ya da nefret etmek. Sevmek güzel duygudur evet ama nefret etmek de güzel duygudur. Hiç duygu hissetmeden dipsiz kuyulara düştüğünüzü varsayarak tabi. Zordur çünkü duygusuzluk. Tek bir konu hakkında bir cümle dahi yazdıramaz insana. Oradan oraya sürüklenir akıldan geçenler de. Kalıp tek bir cümle kuramaz sana. Buradan anlayın yüreğimin nasıl dolu olduğunu.

 

Az insan, çok huzur felsefesi hep alımda yatmıştır aslında. Samimi olan siyahlara bile meyilliyiz. Şefkate hasret gönüllerimiz. Tabi bir de benim gibi etrafına gökkuşağı olup da kendine hep siyah kalan insanlar var, tek bir rengi dahi beceremeyen. Lakin şuan o konuya hiç girmiyorum. Çünkü başlı başına ayrı bir yazının konusu.

 

Bir yazıyı daha böyle saçmalayarak kapatmak istedim şu anda. Ama şunu da unutmayın. Biz kapattık diye yarım kalmıyor radyoda çalan şarkı .

Hayat dışarıda, akmaya devam ediyor, sadece kafanı çıkar pencereden

 

Saygılarımla

Pelin / Şubat 2020

Bu Yazıyı Paylaş