“Uzun Kitaplardan Sıkılıyorum” Diyenler İçin Kitap Önerileri

“Uzun Kitaplardan Sıkılıyorum” Diyenler İçin Kitap Önerileri

Erdem Güç

Kurucu // Aytink
Siyaset Bilimi - Kamu Yönetimi

//Tarih//Teknoloji//Sosyoloji //Müzik
Erdem Güç

Paylaş

Kitap okumak keyifli olduğu kadar zaman isteyen bir eylemdir. Bu süre zarfında yapısı gereği sıkılanlar, yarım bırakanlar hatta fotoğrafını sosyal medyaya attıktan sonra okumayanlar dahi olabiliyor. Bu nedenle okumak isteyip de sabrına yenik düşenlere özel kitap önerilerinde bulunmanın  faydalı olacağını düşündüm ..

“Uzun Kitaplardan Sıkılıyorum” Diyenlere Özel Kitap Önerileri

 

Franz Kafka – Dönüşüm

Franz Kafka’nın en çok bilinen eserlerinden birisi olan Dönüşüm (bazı çevirilerde değişim olarak geçer) bana göre bir solukta okuyabileceğiniz kitapların başında geliyor. Özellikle Kafka’nın kurduğu dünyanın detaylarını aktarma konusunda okuyucuyu yormayan bir üslubu olduğunu söyleyebilirim. Okurkenu zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyeceksiniz ..

Tanıtım Bülteni:

Franz Kafka’nın 1915’te yayımlanan Dönüşüm adlı öyküsü, yazarın, anlatım sanatının doruğuna ulaştığı bir eseridir. Küçük burjuva çevrelerindeki yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu uzun öykü, aynı zamanda toplumun dayattığı, işlevini çoktan yitirmiş kalıplara bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir.

Kitabın Değişim olarak bilinen adının gerçekte Dönüşüm olduğu, ifadesini Ahmet Cemal’in açıklamasında bulur: “Gregor Samsa’nın bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulması, salt bir değişim değil fakat ‘başkalaşım’dır O, insanlığını koruyarak bazı değişiklikler geçirmemiştir; artık farklı bir canlı türü olmuştur.”

Stefan Zweig – Satranç

Pek çok kitap sitesinde en çok satan kitaplardan birisi olan bu eser ilk bakışta ismiyle karmaşık bir olay örgüsü varmış izlenimi yaratabilir. Ancak bu ön yargının aksine eserin kurgusu ve olay örgüsü oldukça akıcı.

Tanıtım Bülteninden:

Stefan Zweig, çok geniş bir psikoloji birikimini eserlerinde bütünüyle kullanmış ender yazarlardandır. Onun dünya edebiyatında bir biyografi yazarı olarak kazandığı haklı ünün temelinde de bu özelliği, yani yazarlığının yanı sıra çok usta bir psikolog olması yatar.

Satranç, Zweig’ın psikolojik birikimini bütünüyle devreye soktuğu bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir.

 

Sun Tzu – Savaş Sanatı

İlk bakışta sadece savaş ve strateji hakkında öğütler verdiği düşünülen bu kitabın aslında hayatın hemen hemen tüm alanlarında uygulanabilir tavsiyeler verdiğini söylemek gerekiyor. Zira güçlü bir stratejiye gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta sürekli olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Oldukça kısa ve öz olan bu eserde kendinize çıkarabileceğiniz pek çok ders bulabilirsiniz ..

 

Basın Bülteni: 

M.Ö. 400’lerde Sun Tzu tarafından kaleme alınan ve aradan geçen binlerce yıla rağmen günümüzde hâlâ değerini koruyan Savaş Sanatı, yazılı tarihin en değerli taktik-strateji eserlerinden birisidir.

Doğu ve Batı ordularına kılavuzluk etmesinin yanı sıra, Savaş Sanatı şimdilerde büyük ya da küçük iş adamlarının ve liderlerin dayandığı temel kaynaklardan biri haline gelmiştir.

Hayatın her safhasında mücadele etmek zorunda kaldığımız şu günlerde Sun Tzu’nun Savaş Sanatı, hâlâ uygulanabilir örneklerle, başarılı olmak ve güçlü kalmak isteyenler için mutlaka okunması gereken bir eser.

 

Tommaso Campanella – Güneş Ülkesi

Ütopya türünde eserler sevenlerin başucu kitapları arasında yer alan bu eser ideal bir toplum düzenine farklı bir bakış açısı getiriyor. Toplum düzeninde radikal değişimler içeren bu ütopyada kendinize yakın ve uzak bulduğunuz pek çok konu başlığı olacak. Kısa süreli okuma sürecinde uzun düşüncelere dalmanız da muhtemel ..

 

Basın Bülteninden: 

Yapıtları en az on cilt tutan Campanella’nın uzun süren yaşamı tam bir özgürlük mücadelesidir. İtalyanca olarak kaleme aldığı Güneş Ülkesi, yaşamını adadığı “özgürlük” düşüncesinin ve otoriteye karşı boyun eğmezliğinin simgesi gibidir. Bu büyük yapıt, ona ilk kez yaklaşanlar için ilerlemekte tereddüt edilecek büyük ve gür bir orman ya da bir labirent havası verir. Aynı zamanda 30 yıllık hapislik hayatının yarattığı öfkeyle birlikte Campanella’nın ateşli ruhundan yayılan bir çığlık; insanları cehalet uykusundan uyandıran ve kederli dünyalarından çıkmaya çağıran bir çan sesi gibidir.

Güneş Ülkesi, adaletsizliğin bilincinde olan, toprağından sürülmüş, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmiş ve bunun acısını taşımış bir insanın, adil ve dayanışmacı, baskı ve sefaletten arınmış bir toplum düşünün somutlaştırıldığı bir ideal kent tasarımıdır. Mutlu bir cumhuriyetin betimlemesi olan bu küçük kitap, 17. yüzyılda Fransa’da ve Almanya’da konuşulup tartışılmış; 19. yüzyılda pozitivistler ve sosyalistler arasında yayılmıştır. Avrupa tarihine ve kültürüne karşı aldığı mesafe ve ele aldığı ekonomik kolektivizmin yanı sıra üslubu ve doğallığıyla da dikkat çekmiştir.

 

Francis Bacon – Yeni Atlantis

Ütopya alanında yazılmış bir diğer öncü eser olan Yeni Atlantis’te tıpkı Güneş Ülkesi gibi ideal bir toplum ve idare sisteminin arayışı içerisindedir. Ancak anlatım tekniği ve üzerinde durduğu konular açısından daha farklı bir yerde durmaktadır. Özellikle edebi anlatım olarak emsallerinden bir adım önde olduğunu düşünüyorum ..

Basın Bülteninden: 

Bacon’ın 1624 tarihli Yeni Atlantis’i More’un Ütopya’sı ve Campenella’nın Güneş Ülkesi ile birlikte Rönesans’ın en tanınmış ütopyaları arasında yer alır. Bu metin, daha çok edebiyata yakın bir anlatım tekniğiyle düşünürün bilim programını ve gelecekte mümkün olabilecek ideal bir bilim ve teknoloji toplumu tasarımını belgelemektedir.

Bu Yazıyı Paylaş