Yaşamayı Anlamak ..

Yaşamayı Anlamak ..

Hayat başlar, devam eder ve son bulur. Peki “ Yaşamak ” ?

Yaşamayı Anlamak ,

Daha gözümüz açılmamışken, adımlarımıza yön verecek güç ayaklarımıza ulaşmamışken bizi heyecanla tutan ellerde başlar hayat. Zengin – fakir, hızlı – yavaş, başarılı – başarısız… Bir şekilde devam eder hayat ve artık dışarıdaki havayı ciğerlerimize dolduramadığımızda veda vakti gelmiş demektir. Her insan için böylesi aynı işleyen bir sürece rahatça hayat deriz de yaşamak nedir pek sorgulamayız.

“Bize ayrılan sürenin sonuna geldiğimizde dönüp arkaya nasıl bir hisle bakacağız ?”

Milyarlarca nüfusu barındırmış bu yerküre üzerinde tek bir insan diğerine benzemezken; birbirinden farksız, sıradan hayatları sürdürüp gitmeyi nasıl kabullenebiliriz ?! Hatta belki şunu sormalıyız kendimize: “Bize ayrılan sürenin sonuna geldiğimizde dönüp arkaya nasıl bir hisle bakacağız ?”

 

“Yaşamak şakaya gelmez,

Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın…”

dizeleri kulaklarımızda Genco Erkal’ın yorumuyla çınlarken…

 

Hepimiz bir çatının altında nefes alır, çalışır, dinlenir, hayal kurar ve kocaman bir günü tamamlarız. Yani her gün taşımamız gereken yükü omzumuzdan atıp bir kenara çekiliriz. Peki bu günün içinde kendimiz için ne yaparız ? Senelerdir bu soruyu usanmadan kendime soruyorum çünkü bu sorunun cevabı “ Yaşamayı Anlamak ”ın anahtarı. Etrafımda olan bitenlere, okuduğum metinlere, dinlediğim yapıtlara, gördüğüm şaheserlere, sohbetine dahil olabildiğim insanlara baktıkça bana tahsis edilen zamanın bir anlamı olması gerektiğine dair inancım gittikçe kuvvetleniyor.

 

Gün bittiğinde mutlu olanlar daima içinden gelen isteklere yanıt verenler ..

Yaşamayı anlamak

Tarihe ilgi duyuyorken ansiklopedileri devirmiş bir tarihçiyi dinlemiyorsam, edebiyata ilgi duyuyorken bir parça şiir veya iki sayfa hikaye okumuyorsam, iğne ve iplikle bir parça kumaşa güzellik katamıyorsam, gitar çalmak en büyük tutkumken büyük bir gitaristin solosunu dinlemiyorsam kendimi dönüp duran bir çarka teslim edip günden güne eriyen bir bedenden ibaret olmuşum demektir. Yüzyıllar boyunca süregelen deneyimler, bilge ve de ruha dokunan vecizler haykırıyor ki; gün bittiğinde mutlu olanlar daima içinden gelen isteklere yanıt veren, kendi olabilmek için vakit ayıran ve bir fırçanın renklerle dansını seyredip bir notalar dizisinin ahengine kendini kaptıranlardır.

Yazıya ayırabildiğim zamanın sonuna gelip de dönüp baktığımda, zihnimden gelip yüreğimden süzülen kelimeleri bir araya getirebilmiş olmanın hissettirdiği şey tam olarak “Yaşamak”!

 

 

Bana eşlik eden: “Brahms 1. Senfoni” –

Bu Yazıyı Paylaş
Emre Değirmencioğlu

Emre Değirmencioğlu

Aytin.com Yazarı // Psikolojik Danışman - Eğitim ve Kariyer Danışmanı