Mağaranın Dışında

Mağaranın Dışında

 

– Yeraltında mağaramsı bir yer, içinde insanlar.

 

Önce boydan boya ışığa açılan bir giriş…

 

İnsanlar çocukluklarından beri ayaklarından, boyunlarından zincire vurulmuş, bu mağarada yaşıyorlar.

 

Ne kımıldanabiliyor ne de burunlarının ucundan başka bir yer görebiliyorlar.

 

Öyle sıkı sıkıya bağlanmışlar ki kafalarını bile oynatamıyorlar.

 

Yüksek bir yerde yakılmış bir ateş parıldıyor arkalarında. Mahpuslarla ateş arasında dimdik bir yol var. Bu yol boyunca alçak bir duvar, hani şu kukla oynatanların seyircilerle kendi arasında koydukları ve üstünde marifetlerini gösterdikleri bölme var ya, onun gibi bir duvar.

 

Böyle bir yeri getirebiliyor musun gözünün önüne?

Alıntı: Platon – Devlet Kitabı 7. Bölüm: Mağara Alegorisi

 

İsteğimiz veya irademiz dışında bir dünyaya fırlatılıyoruz

Öğrenmeye başlıyoruz, dünyayı tanımaya ve de hayatın sırlarına erişmeye.

Peki bunları gerçekleştirirken kaynağımız, dayanak noktamız nedir ? Kimin isteğiyle, neyi, neden öğreniriz ?

Yazının başlangıcında alıntıladığım Platon’un “Devlet” kitabının yedinci bölümünde yer alan “Mağara Alegorisi”nde bu sorunlar müthiş metaforlarla ele alınıyor.

 

İsteğimiz veya irademiz dışında bir dünyaya fırlatılıyoruz. Işıklar – gölgeler, siyahlar – beyazlar, hayat – ölüm… Bildiğimiz(veya zannettiğimiz) her şey maruz kaldığımız bu dünyanın bir ürünü. O halde bütün bunların gerçek olduğuna nasıl kanaat getirebiliriz ? Bu dünyanın(mağara) içinde duyumsadığımız her şey yalnızca gölgeler ve sayıklamalardan ibaretse ?

 

“ NOSCE TE IPSVM ”

 

Bunları bilebilmenin tek koşulu bu mağaradan çıkmak fakat…

 

– Mahpuslardan birini kurtaralım; zorla ayağa kaldıralım; başını çevirelim, yürütelim onu; gözlerini ışığa kaldırsın.

 

Bütün bu hareketler ona acı verecek. Gölgelerini gördüğü nesnelere gözü kamaşarak bakacak.

 

Ona demin gördüğün şeyler sadece hoş gölgelerdi, şimdiyse gerçeğe daha yakınsın, gerçek nesnelere daha çevriksin, daha doğru görüyorsun, dersek; önünden geçen her şeyi birer birer ona gösterir, bunların ne olduğunu sorarsak ne eder?

 

Şaşıra kalmaz mı? Demin gördüğü şeyler, ona şimdikilerden daha gerçek gibi gelmez mi?

 

Kadim Arayış

 

Öğrenmek, zihinsel uyum sağlamak ve denge kurmaktır(Piaget’ye göre). Bu fikri baz aldığımızda mağaradan çıkışta yaşanan bu sarsılma gayet anlaşılır. Gölgelerden ışığın kendisine ulaşsak bile ilk başta gerçeğe inanmayabilir hatta bunu yadsıyabiliriz. Alıştıkça ve gözümüzdeki buğular kayboldukça idrak ederiz ancak güneşi.

 

 

– Bir de şunu düşün:

 

Bu dediğimiz adam yeniden mağaraya dönüp eski yerini alsa; gün ışığından ayrılan gözleri karanlıklara dayanabilir mi?

 

– Dayanamaz.

 

– Daha gözleri karanlıklara alışmadan ki kolay kolay da alışamaz, yeniden bu karanlıklar içinde düşünmek, zincirlerden hiç kurtulmamış mahpuslarla gördükleri üzerinde tartışmak zorunda kalsa herkes gülmez mi ona? Yukarıya, boşu boşuna çıkmış, üstelik de gözlerini bozup dönmüş demezler mi? Bu adam onları çözmeye, yukarıya götürmeye kalkışınca, ellerinden gelse, öldürmezler mi onu?

 

– Hiç şaşmaz, öldürürler.

 

Sokrates’in idamı gözünüzde canlanmıyor mu ?

 

 

Bir kere normalin dışına çıkmak, sorgulamak, gerçeğin peşine düşmek dönüş bileti olmayan bir yolculuğa adım attırır. Hayli zor ve toplumdan soyutlayıcı olan bu yolculuktan pes edip vazgeçmek istersen de her çaban nafiledir. Bu yol, basamakları tek bir adımdan sonra çöken bir köprü gibi ancak ileriyi vadeder. Sonraları bu yolculuğa alıştıkça en azından anlaşılabilmek ve bulduğun ışığın bir kısmını da olsa çevrene ulaştırmak istersin. Fakat anlaşılabilmek veya doğruluğuna inandığın olguyu paylaşabilmek her zaman zor. Özellikle gözü karanlığa alışmış insanlara ışık tutmaya çalıştığında.

 

Bundan sonrasında karşına çıkacak zorluklar ve güzellikler kaderinin parçalarını oluşturmaya başlar. İlerledikçe daha az ama daha gerçek yol arkadaşları edinirsin kendine. Sonrasında bir bakmışsın dünyanın büyük çoğunluğunda varoluşunun pek karşılığı yok; anlayabildiğin ve kendini anlatabildiğin bir avuç insanla baş başa kalmışsın.

 

 

Bu Yazıyı Paylaş

Emre Değirmencioğlu

Aytin.com Yazarı // Psikolojik Danışman - Eğitim ve Kariyer Danışmanı