Büyük Umutlar

Büyük Umutlar

İş hayatımda bugün çok farklı bir yerde olsam da burası benim için hep aynı kaldı. Çünkü kitaplar hakkında konuşmak, düşünmek ve yazmak; hayatın koşturmacasından kaçabildiğim en tanıdık yer oldu. Yorulduğumda, kafam dolduğunda ya da sadece biraz durmak istediğimde edebiyat hep beni çağırdı. Bu yüzden burada çizgimi bozmak istemedim; kelimelerle bağımı koparmadım. Bugün de sizlerle, bana bu duyguları yeniden hatırlatan bir kitap hakkında konuşmak istiyorum: Büyük Umutlar.

Büyük Umutlar’ı ilk elime aldığımda biraz çekinmiştim. Klasik bir romanın ağır geleceğini düşündüm. Ama birkaç sayfa sonra Pip’in saf, ürkek ama umut dolu dünyasına kapıldım. Dickens’ın anlattıkları bana değil, içimdeki çocuğa sesleniyordu sanki. Kitabı her elime aldığımda kendi hayatımın bazı sayfalarını da açıyormuşum gibi hissettim.

Küçük Kalplerde Yeşeren Büyük Umutlar

Küçük bir çocuğun gözünden başlayan o yolculuk, bana kendi çocukluk hayallerimi hatırlattı. Hepimiz bir gün daha fazlasına kavuşacağımıza inanmadık mı? Daha iyi bir gelecek, daha büyük başarılar, daha derin sevgiler… Pip’in umutları aslında hepimizin umutları gibiydi. ‘Büyük umutlarım vardı ama kalbim hâlâ küçücük bir çocuktu’derken o; ben, yetişkin bir insan olarak o küçük kalbimin attığı günlere her seferinde istemsizce gittim.

Pip’in Estella’ya olan bağlılığı beni en çok yaralayan noktalardan biriydi. Soğuk ve ulaşılmaz Estella’ya rağmen ondan vazgeçememesi… Bu bana, hayatımda yanlış yerde ısrarla sevgi aradığım anları hatırlattı. Bazen kalbimizi kıranlara bile bağlanıyoruz; belki de en çok onlara… ‘Bazen kalbimizi en çok üzenlere, en çok sarılıyoruz.’

Ön Yargıları Kıran Bir Yolculuk

Romanda beni en çok şaşırtan karakter ise Magwitch oldu. Toplumun ‘suçlu’ diye dışladığı bu adamın, aslında Pip için en büyük fedakârlığı yapması… Orada Dickens bana kalbime kazınacak bir ders verdi: Ön yargılar, hayatın en büyük yanılsamalarıdır. ‘En beklenmedik kalpler, en büyük iyilikleri saklar.’ Her satırında, her sayfasında aslında gerçekten yaşadığımız hayatlara, belki de hayal kırıklıklarıma şahit oldum. Ama bildiğim bir şey vardı ki bunlar sadece benim değil, hepimizin hayal kırıklıklarıydı; yetişkinlerin dünyasındaki gerçekler! Çok defa kitabı göğsüme dayayıp, ‘Ne vardı ki büyüyecek?’ dedirten cinsten…

Pip’in hayallerine kavuştuğunda bile mutlu olamaması çok tanıdık geldi. Bazen biz de kendi hayatımızda ‘işte şimdi oldu’ dediğimiz yerde bile bir boşluk hissediyoruz. Dickens bana gösterdi ki mutluluk, başkalarının gözünde kim olduğumuzda değil; vicdanımızla barışık olup olmadığımızda gizli.

 Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitabı Üzerine ..

Kalbimin Derinliklerine Dokunan Bir Ayna

Büyük Umutlar, benim için sadece bir roman değil; kalbimin derinliklerine dokunan bir aynaydı. Pip’in yolculuğunda kendi umutlarımı, hayal kırıklıklarımı ve büyüme sancılarımı gördüm.

Ve kitabı kapattığımda şu söz kulaklarımda yankılandı: ‘Gerçek mutluluk dışarıda değil, kalbinin sessizliğinde saklıdır. Ve belki de en büyük umut, kalbimizi büyütecek küçük iyiliklerde gizlidir.’

Bu satırları burada noktalarken, Büyük Umutlar’ın bıraktığı duyguların sizde de bir yerlerde karşılık bulmasını diliyorum. Belki bir cümlesi, belki bir karakteri, belki de sadece hatırlattığı bir his… Kitaplar bazen bize cevap vermez; ama doğru soruları fısıldar. Bir sonraki okumada, başka bir hikâyede ve yeni duygularda buluşmak üzere. Kelimelerle kalın, kendinizle kalın.

Bu Yazıyı Paylaş

Pelin Yılmaz

Aytink.com Yazarı // Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni instagram: Pelinin Kütüphanesi