Kolektif Kötülüğün Magazinel Çizgisi

Kolektif Kötülüğün Magazinel Çizgisi

Kolektif kavramı sosyolojinin temel kavramlarından biridir. Belli bir amaç için bir araya gelmiş grupları temsilen bu sözcüğü kullanıyoruz .

Kolektif kelimesi, son günlerde zihnimin de popüler kelimesi olmuş durumda . Öyle geniş bir yelpazesi var ki konunun. Her şey ile bağlayabilirim. Zihnimde popüler olan kısmı ise benim maruz kaldığım durumlar. Sosyal ağlardan sadece elimde video izlenen var. Markayı temsil ettiği için de yazmadım . Onu da oldukça eğitsel amaçlı kullanıyorum. Sırf bu yüzden bile bazı sorgulara düşmem normal.

Sosyal medya keşfetlerimizi biz mi yönetiyoruz ?

Karşıma sürekli dizisi filmi olan insanların reklamları , katıldıkları diğer yayınlar çıkıyor. Okuyucu da şunu sorgulayabilir pek tabii; izlemesen çıkmaz “ Şunu itiraf etmeliyim ki izleme konusunda cahilin cahili olduğumu düşünüyorum . Dizi film izlemek için kendimi oldukça zorlamam gerekiyor . Bu alanın kötüsüyüm. Daha ne kadar gömsem kendimi? Yanlış anlaşılmak istemem; izlersem üzerine tartışabilir pek tabii yorum yapabilirim. Olay izlemek için zaman yaratmak .

Başka bir itiraf da reklam pazarlama işlerinde olmalı ki mutlaka karşımıza çıkacak o kolektif yönlendirme yapılıyor. Büyük bir çoğunluğun karşısına bu yayınlar çıkıyor . Yani kişisel algoritmalarımız dışında başka etkiler de mevcut. Şunu fark ettim ki sadece özgür seçimlerimizle keşfetlerimizi oluşturmuyoruz. İşte bu derinliklere düşerken o yeni dizi film furyalarından haberdar olmuş oldum.

Sosyal medyada yorum yapma alışkanlıklarınız var mı?

Benimse dikkatimi aslında insanların yorumları çekti. İnsanların yorum yapma alışkanlıklarını incelemek istedim. Oldukça öznel olan yorumumda şaşmayan genellemeler var . İnsanların olayları algılama biçimleri kolektifin içerisinde . Bu da insanların yorumlarını etkiliyor. Aslında yorumlarında birleşen insanlar niceliksel bir birikimi oluşturuyorlar . Kolektifin bir parçası. Benim genel düşüncem şu oluyor “ gerçekten yorum yapmak zorunda mıyız ?” İnsanlara etkileşim kazandırmada önemli olunuyor. Yorumlar yadsınamaz bir fayda ama kim için yazan için mi ? Ben cevap vereyim işte burada yazanın faydasına değil fakat yazanın niteliğini ortaya koyan bir unsur oluyor. Çok basit bir ayrım bu nitelik mevzusu da . İyi bir yorum mu yapılmış yoksa kötü mü?

Kocaman girizgahımdan sonra benim merakımı çoğaltan şey kolektif iyi miyiz ? Kolektif kötü müyüz ?

Bu soruyu zihnimde sis bulutu gibi dolandıran isim çok net ifade etmeliyim ki ilk etapta Hande Erçel’di. -Di’li geçmiş zaman kullandım çünkü artık değil. İki yapımını kolektif kötü yorumlar sayesinde izledim. Hande sana yapılan kötü yorumların sayesinde ben seni izledim. Tekrar ettim bilerek pekiştireçli olsun diye. Kimlere yönelttiğim anlaşılsın diye. Anlaşıldı mı ? O zaman devam edelim . Yorumları tabi ki burada yazmayacağım. Kötü oldukları belli ve neden ben bunu çoğaltan bir tarafta olayım ? Ve bu yazıyı okuyan zaten haberdardır değil mi? Sadece bazı şeyleri insan anlamak istiyor .

İnsanlar bazı yetenekleri ölçmek konusunda çok mu profesyoneller ?

Sanatsal anlamda estetik haz , beğeni ve tabi ki tam tersleri bu işin doğasında var zaten. Birileri beğenmeyecek ve evet birileri beğenecek . Yine benim sorgulamamı bitirmiyor. Neden sadece iki üç kelime etrafında net bir şekilde usanmadan aynı yorumlar ama çok farklı insanlar tarafından yapılıyor ? Buna kolektif bir kötülük diyebilir miyim ? Aslında bunu şöyle hayal edin. Benim beynimdesiniz . Ben sizi misafir etmişim ve ciddi bir kavramı basitleştirerek tartışıyormuşuz. Başında da söylediğim gibi çok genel bir kavramı ele aldım ve sorgulamam bu minvalde devam ediyor . Sanırım alakasız bir videonun altındaki herhangi bir yorumda dahi alakasız bir isimle ilgili eleştirel yorum gördükçe bu fikrim perçinlenecek. Empatik tarafları çalışan bir insan olarak da sanırım bu insan olsam nasıl olurdum diye düşünüyorum . Ortaya işte böyle bir durum çıkıyor. Daha net ifade edeyim; ‘ Hande Erçel olmak lazım’ bu kötü yorumları anlayabilmek için.

Bu kadar Hande yeter. Biraz da Gupse Özay.

Bu ismi de çok gördüm. O da yeni bir dizi yazıp oynamıştı. O da aynı şekilde çok çıktı karşımıza . Bak bu sefer ki Gupse’nin başarısıydı . Şu anlamda her yere gitti pr diye. Bu da benim magazinel keşfim oldu. Hande çok gitmedi sanki ya da ben görmedim. Kıyası da yaptım hadi bakalım . Gupse’ye de insanlar eşinden dolayı ne çok yüklendi de o oldukça konuşan kadın gık demedi. Bu uzun yıllar sürdü. Buna sanırım Hande Erçel’den daha hakimim . İşte şimdi açılın . Resmen yıllar sonra Gupse kişisel güçlü başarısı sayesinde oluşturulan imajı yıkabildi. Gerçek anlamda ışığı parlamasa kolektifin en keskin yayının ucundaki isim olmaya devam edecekti. Başarısız da bir kadın değildi zaten. Eşini meşhur eden Gupse değil mi ? Yanlış biliyorsam bile eminim bir şekilde gözümüze sokulur. Harry Potter’a gelen okul kabulü gibi. Bu çağda biraz bu.

Sineklerin Tanrısı Sosyolojik Analiz

Uluslararası perspektiften Türk izleyiciye mesaj

Sona gelirken Hande uluslararası başarıya sahip bir kadın oyuncumuz. Yerden yere vursam bu değişmez . Bunu da yorumlarda anladım. İngilizceleri de okuyorum ama işte İngilizce yorum az. İspanyolca , Arapça , Rusça akıyor. Ve bize de bu dillerde kızıyorlar . Onlar da Türklerin dizi izleme alışkanlıklarını eleştirmişlerdi . Hande’ye Türkler, Türklere yabancılar yükleniyor. Onların ki kötülüğe girmiyor. İnceledim. Belki izlediğim dizi ve filmin bir yorumunu keyfim eserse yaparım. Derdim aynı cümlelerle eleştirinin olmayacağı , bu cümleler böyle bir araya gelince kolektif bir kötülüğe işaret ettiğiydi.

Daha orijinal olumlu-olumsuz eleştiriler yapabiliriz. Ya da bu kadınlar çıkıp toplumun yüzüne yüzüne siz ne yaptınız hacılar mı desin İrem Derici kıvamında .. ünlü insanlar böyle kitlesel durumlar için sosyolojinin müthiş konuları oluyor işte. Amerika’da Lady Gaga burada da böyle…

Sona gelirken diye yazmıştım değil mi? Gelememişim . Bir de bu kadar Hande yeter demiştim ama ona da geri dönmüşüm yazıda . Umarım zihnimin tavanı yüksek odalarında sıkılmadınız ? İçeride nasıl konuşuyorsa buraya da öyle akıttım. İyiliğe …

Bu Yazıyı Paylaş

Elif Coşkun

Aytink.com Yazarı // Sosyolog - Eğitim Koçu