Lütfen Bayrağın Sesini Dinleyin!

Lütfen Bayrağın Sesini Dinleyin!
Sosyal Medya

Pelin Yılmaz

Yazar // Aytink
Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni

instagram:
Pelinin Kütüphanesi
Pelin Yılmaz
Sosyal Medya

Paylaş

Karanlık bir gece. Gece geç saatler. Duvarda mum ışığı raflarda soru işaretleri. Yıllar önce almak istediler elimizden canımızı, bağımsızlığımızı… Kanlarımızla suladığımız toprağımızın rengiydi bayrağımızın rengi… Ayımızı, yıldızımızı koymuştuk en tepeye. Biz bile dokunmaya kıyamazken elin gavurunun ne haddine!

Savrulduk kara bir yelde yaman bedeller ödedik.İşte İstiklal marşımız yurdumuzun düşman işgaline uğradığı o felaket günlerimizde hazırlandı.!Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak vatan sevgisini ve inancını canlı tutacak bir marş hazırlanması fikri Genelkurmay Başkanı ismet İnönü’den geldi.İsmet İnönü ordumuz için faydalı olacağına inandığı bu fikri Milli Eğitim Bakanlığı’na iletti.Milli Eğitim Bakanlığı da bu fikri benimseyip bir yarışma düzenledi.Beğenilen bir güfte için tam beş yüz lira ödül verilecekti.

Yarışma için 734 şiir gönderildi.Bunlar titizlikle incelendikten sonra altı tanesi seçildi.Ancak hiçbiri beğenilmedi marş olacak değerde bulunmadı.O zamanın Burdur milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden duyduğu rahatsızlıktan dolayı yarışmaya katılmadığı öğrenildi.Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin meclisteki sıra arkadaşı Balıkesir milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi. Hasan Basri Bey bundan sonrasını işte şöyle anlatıyor:

‘Akif Beyin yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alıp onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.

-Ne yazıyorsun dedi

-Marş, istiklal marşı yazıyorum.

Diye yanıtladım onu. Hiddetle bana çıkıştı

-Yahu sen ne adamsın. Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun?

– Yarışma kaldırıldı seçilecek şiire ne para ne de herhangi bir ödül verilecek Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi dedim

– Yaaa !! o halde yazalım dedi

 

İşte böyle yazılmaya başlandı İstiklal marşımız. Mehmet Akif Kurtuluş Savaşının o acımasız yüzünü görmüştü. O yıllarda Kurtuluş Savaşı ya da mili mücadele konusunda alışılmışın dışında bir çerçeveye dikkat çekecek mili mücadelenin gerçek konumunu öğretecek bir şey gerektiğini çok iyi biliyordu. Yüreği buruk analar ile askeri toprak olmuş bir yurdun bağımsızlığı için geriye kalan tek şey; hala dimdik duran o anaların içindekileri dile getirmekti.

 

Öyle bir gururla öyle bir namusla yazılmalıydı ki her mürekkep damlasında bir can akmalıydı satırlardan.

 

Herkes kendi masalını yazmak için köşesine çekilmişken Akif içindeki bağımsızlık duygularını haykırdı

 

    ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım ’ mısralarıyla…

Günlerce süren pusun ve yağmuru ardından tekrar yüzünü gösteriyordu güneş Mehmet Akif’in kaleminden dökülen dizelerle. Bize adeta bir armağandı. Dışarı çıkıp ta yaşamımızı hatırlatan bir davet gibi..

 

      ‘Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın’ diyordu…Bu mısralar yorgunluğumuzu umutsuzluklarımızı unutturmaya yetiyordu. Düşlerimiz ümitlerle süslüydü artık düşlerimiz gelin gibiydi.

Şimdi anlıyorum ki rüzgârın götürdüğü yerde ne büyülü güzellikler ne de doyumsuz keyifler vardı. Hayatın acılarının hüzünlerinin acılarının tümü Mehmet Akif’in dizelerindeydi.

 

Vatan sevgisi böyle bir şeydi işte..Hiç bir bedel beklemeden verildi canlar döküldü kanlar..Çünkü zamanında  vatanı için can verenlerin diyarıydı Anadolu.. Yoklukta özgür olmak içindi yaşanan bu sevdalar!!İşte bu yüzden bizde hiç sustur mayalım İstiklal Marşımızı indirmeyelim gökyüzünün en doruk noktasından bayrağımızı..Biz bu vatanı karşılıksız sevdik diye haykıralım dünyaya…

Gördüğümüz o kızıl bayrak bütün zamanların en güzel ve en anlamlı sesiyle bizlere seslenir durur.Siz de bir kıyıcıkta durup göklere uzanan ay-yıldızın sesini dinleyin!!Gözlerinizi kapayın ve hayal edin .Bu vatan için can verenlerin sesini duyacaksınız.Vatan denen kavramın ahlak denen erdemin geçmişteki macerasını fark edeceksiniz ..

     Lütfen Bayrağın Sesini Dinleyin ve Hissedin!

Bu Yazıyı Paylaş