Bir Ağıt Nasıl Doğar ?

Bir Ağıt Nasıl Doğar ?

Dünyanın neresinde olursa olsun acı, kiminin diline vurur kiminin kalemine. Dinleyenin de okuyanın da yüreğine sızı düşürür. Şubat, takvimin en kısa ayı olsa da bizim için en uzun ayı oldu 2023 senesinde. Her günü gözyaşıyla ıslandığı için mi bu kadar ağırdı, bilmiyorum.

O sabah hepimiz aynı çığlığa, aynı acıya uyandık. Sarsıntıyı bedeninde ve ruhunda hissedenlere kıyasla daha iyi durumdaydık belki ama o görüntüler, o çaresizlik, o koskoca dünyaya sığamama hissi anlatılacak gibi değildi. Yaşadık. Utana utana yaşadık. Elimiz yetemediği için utandık. Susayıp acıktığımız için, çocuğumuza sarılıp uyuyabildiğimiz için utandık. Dağ dayanmaz derler insanın dayandığına. Taş olsa çatlardı, çatlamadan yaşadık. Ağladıkça sustuk, sustukça ağladık. Gidene “Gitti” diye ağladık. Evsiz barksız kalana “Bu soğukta ne yaparlar?” diye ağladık günlerce.

O gün önüme bir türkü çıkmıştı, ona da ağladım. Ben Anadolu’nun türkülerine, atasözlerine, deyimlerine, efsanelerine hayranımdır. Ama bir tek ağıtları dinlemeye dayanamam. Ne yaşadılar da bunları söylediler diye. Uzun zamandır hiçbir türkü yüreğimi böyle yakmamıştı.

Küçük Bir Vicdan Meselesi

“Heves göves yaptırdığım binalar, yıkıldı bozuldu da virana döndü.”

diyordu köyümüzün türkücüsü Ramazan Abi… Haksız mı? Bir tane biblo alsak evimize okşaya okşaya yerleştiririz yerine. Evde temizlik yaptıktan sonra girip çıkıp odaları severiz hevesle “Ohhh ellerime sağlık!” diye. Elbette canlarını kurtardılar ama geride kalan yıkıntılara baktıkça heveslerinin üstüne çöken çatılara oturup böyle ağıtlar yaktılar.

Ve biz ilk defa bu kadar yakından bir ağıtın doğmasına şahit olduk. Hayat devam ediyor evet; bazen kaldığı yerden, bazen kırıldığı yerden. Üç yıl geçti üzerinden; yaşarsak daha çok yıllar geçecek. “Unutmadık” diyoruz ya; belki de bizim tuzumuz kuru. Orada hâlâ bir yaşam mücadelesi devam ediyor. İnsanlar yaşayabilmek için o günü unutmaya çalışıyor.

Vah gidene… Vah kalana… Vah bakana…

İnsan nisyan ile maluldür derler. Ama her şeyi unutsak da vicdanı, ahlakı, merhameti ve bu coğrafyanın insanının birbirine bağlılığını unutmayalım olur mu? Acımız Türkiye’nin acısıdır. Kırıldığımız yerden bir daha sınanmamak duasıyla…

Yazarın okura önerisi: Gidemeyenler için, unutamayanlar için bu metnin arkasından bir de Sezen’den ‘Gidemem’i dinleyin.

Bu Yazıyı Paylaş

Tuğba Pekbalcı

Edebiyat Öğretmeni