Sosyal Medya ve Teknoloji Bağımlısı mısınız ?

Sosyal Medya ve Teknoloji Bağımlısı mısınız ?
Sosyal Medya

Ebru Öztürk

Yazar // Aytink
Okul Öncesi Öğretmeni- Uzman Öğretici
Ebru Öztürk
Sosyal Medya

Paylaş

Çağımızda teknolojinin hızla gelişmesi , sosyal medya ve internetin bilinçsiz kullanımı, dijital araçların yaygınlaşmasıyla birlikte teknoloji şekil değiştirerek hayatımıza ‘’E-hastalıklar’’ olarak bilinen bazı hastalıkları taşıdı.

İnternet ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarımıza göre farklılık gösteren yeni hastalıklar bireylerde nomofobi, siberhondrink, facebook depresyonu gibi değişik şekillerde ortaya çıkıyor.

 

E-hastalıkları başlıklar halinde topladığımızda karşımıza çıkan tablo şu şekilde;

Fomo: Gelişmeleri takip edememe ve gelişmeleri kaçırma korkusudur. Sosyal medyadaki gelişmeleri  kaçırma kaygısıyla kişiler önemli bir eksiklik duygusu yaşarlar. Diğer insanların ne yaptığından, yaşanan gelişmelerden haberdar olamama korkusuyla paniğe kapılırlar.

Nomofobi: Cep telefonu yoluyla iletişim bağlantısının kesilmesi olarak biliniyor. Kişi telefondan uzaklaştığında haber alamamaktan korkar ve panikler. Bu kaygıya eşlik eden nefes darlığı, titreme, baş dönmesi gibi bazı biyolojik belirtilerde vardır.

Stalklama: Başkaları hakkında bilgiye (çalıştığı, okuduğu, gezdiği yerler gibi) kişinin isteği dışında ve ona hissettirmeden ulaşmak anlamına gelen yeni nesil bir teknoloji hastalığıdır. Kişi diğerlerinin ne yaptığını, nerede ve kimlerle olduğunu sürekli olarak takip etme isteğindedir.

Google takibi: Bireyin çevresindeki kişileri sürekli olarak arama motorları aracılığıyla araştırması, internet aracılığıyla neler  yaptıklarını sürekli olarak incelemesidir.

Ego sörfü: Yine internet aracılığıyla kendi ismini arama motorlarında aratıp, hakkında yazılanları takip etme hastalığıdır. Ego sörf, online narsizm olarak da bilinmektedir. Narsizm kişinin kendini abartılı bir biçimde beğenmesi olarak tanımlanır. Online narsizm ya da ego sörfü de kişinin sanal alemde kendi kendi hakkındaki gelişmeleri ve yorumları incelemesi olarak açıklanabilir.

Photolurking: Sosyal ağlarda paylaşım yapan diğer insanların fotoğraflarına saatlerce bakarak zaman geçirmek ve bunu takıntı haline getirmiş olmak Photolurking olarak biliniyor.

Facebook depresyonu: Facebook ve diğer bazı sosyal ağlar insanları depresyona eğilimli hale getiriyor. Özellikle genç kızların duygusal iletişimleri ve yaşanan hayal kırıklıkları üzerine konuşmaları, psikolojik olarak olumsuz etkilenmelerine yol açıyor.

Siberhondrik: Hastalık durumlarında öncelikle internette araştırmak ve tedavi yöntemlerini  öğrenmek, hatta kendilerine teşhis koymaya çalışmak durumudur. İnternette doğru ya da yanlış her tür bilginin olduğunu biliyoruz. Ve en doğru bilginin ancak konunun uzmanından alınması gerektiğini de biliyoruz. Yine de merak ve öğrenme duygusuyla harekete geçmek ve ulaşılan bilginin doğru mu yanlış mı ayırt edememek söz konusu olduğundan, elde edilen bilgi bazen insanları derin kaygı ve paniğe yöneltebiliyor. Özellikle teknolojik aletlere ve internete bağımlılık düzeyinde düşkün olan bireylerde kendi kendini kontrol düzeyleri düşük olduğundan kolaylıkla siberhondrik hastalığına yakalanabiliyorlar.

Cheesepodding: Bireyin internet başında geçirdiği süre boyunca internetten ‘mp3’ indirme hastalığı olarak tanımlanıyor. Kişi mp3 indirmesine rağmen genellikle bu müzikleri dinlemiyor.

İnternet siniri: Mobil cihazlardaki veya bilgisayardaki arızaları, performans düşkünlüğünü ya da kısa süreli ortaya çıkan sorunları önemli bir stres kaynağı olarak görüyor ve ciddi bir tahammülsüzlük geliştiriyor. Bu durum bir  anlamda sosyal medya ve internetin temel işleyiş anlayışı olan hıza dayanıyor.  Her an, hızlı bir biçimde bilgiye ulaşma isteği ve beklentisi bireyi internet siniri öfkeye ve sabırsızlığa itebiliyor.

Bizi internete çeken gizli güç: Dopamin ve oksitosin

Yıllar önce bilim insanları dopaminin beyinde salgılanan zevk veren basit bir kimyasal madde olduğuna inanıyordu. Yakın zamanda yapılan çalışmalarla  dopaminin ‘’isteklerimizi’’ şekillendiren bir madde olduğu keşfedildi.

Dopamin anlık salgılanır, öngörülemezlik ve ufak bilgi parçaları dopamin salımını tetikler sosyal medyaya girdiğimizde ne bulacağımızı bilmememiz ve insanların hayatlarına dair ufak bilgiler dopamin salınımı için gerekli koşulları sunar. Yapılan araştırmalar Tweet atma isteğine direnmek alkol ve sigaraya direnmekten daha zor olduğunu gösteriyor, dopaminin çekiciliğinden dolayı.

Beyin öpüştüğünüz de veya sarıldığınızda oksitosin hormonu salgılar ve mutlu olmanızı sağlar, Tweet attığınız da da aynı hormonu salgılıyor beyin. Oksitosin aynı zamanda anneler ve bebekleri arasındaki güçlü bağın kurulmasını da sağlayan kimyasal.

Bu Yazıyı Paylaş