Ölçtüğümüzü Değerlendirebiliyor Muyuz?

Ölçtüğümüzü Değerlendirebiliyor Muyuz?

Eğitim sürecinin başladığı andan itibaren, öğrenme hedeflerine ulaşılma düzeyini ölçmek üzerine bir çabaya girilir. Böylelikle, süreç içerisindeki aksaklık ve eksiklikler belirlenerek bir rota çizilir ve buna uygun çalışma planı hazırlanır. Hazırlanan çalışma planlarının hedef kitlesi, çoğunlukla, ölçme kriterlerinin altında kalan öğrenci gruplarıdır.  Ancak 100 üzerinden değerlendirmesi yapılan bir sınavdan 95 alan bir öğrenci için çalışma planı hazırlamak uygun mudur, öğrencinin ihtiyaç duyduğu düşünülür mü?

Bir dersi sevmemek ve konuya dair ön yargılarla başlangıç yapmak

Etkili bir ölçme ve değerlendirmenin, eğitim sürecinin yapı taşını oluşturduğu ifade edilebilir. Bunun nedeni de sarmal bir yapıya sahip müfredatın içselleştirilmesi için konunun başlangıç düzeyine dair öğrenmenin gerçekleşmiş olması gerektiğidir. Başlangıç düzeyde eksikleri olan bir öğrencinin bilgiyi inşa etmesinin zor olduğu, üzerinde durulması gereken bir noktadır. Bu nedenle öğretilmesi hedeflenen konuya dair hazır bulunuşluluk düzeyini belirlemek, öğrencinin öz motivasyonunun artmasını destekleyecek, öğrenmeye dair kaygısının oluşmasını da engelleyecektir. Dört işlemde eksikleri olan bir öğrencinin matematik problemleri çözmeye dair ön yargısının olması ve öğrenilmiş çaresizlik yaşaması da örnek olarak gösterilebilir. Bu noktada sorulması gereken bir başka soru da ‘’Bir dersi sevmemek ve konuya dair ön yargılarla başlangıç yapmak, bir bireyin öğrenmeye dair süreçlerini nasıl etkiler?’’ olmalıdır.

Üzerinde durulan iki sorunun da cevabı, eğitim sürecinin tamamını kapsamaktadır. 95 alan bir öğrencinin başarılı olduğunu düşünerek, 5 puanı kaybettiği konu üzerine yoğunlaşmamak, sınavdan 30 almış bir öğrencinin 70 puanı kaybettiği konuya odaklanmamakla eş değerdir. Aralarındaki fark, öğrendikleri konu sayısıdır. 95 alan öğrencinin öğrenemediği ve 5 puan kaybettiği konu, bir sonraki yıllarda karşısına çıkacak ve bu sorun bir çığ gibi büyüyecektir. 30 alan öğrenci ise muhtemelen bir sonraki süreçte derse dair motivasyonunu tam anlamıyla kaybedecek, ön yargılar geliştirecektir. Her iki öğrenci için de yapılması gereken, eksiklerin belirlenmesi ve eksiklere yönelik birebir destek sağlanmasıdır. Öğrencilerin öğrendiklerinden emin olmak ise bir sonraki bilginin inşa edilmesi için değerlidir.

 

Dolu dolu akan bir nehirde kendini kaybeden öğrenciye uzatılacak bir dal parçası

Eğitimciler, bilgi eksikliklerinin önceki yıllarda oluştuğunu düşünebilir, öğrencinin motivasyonunu geri getirmek için gösterilecek ek bir çabayı iş yükü olarak görebilirler. Hatta öğrenciyle sadece birkaç yıl birlikte olunacağı algısına sahip olup bu sorumluluğu almak istemekten de kaçınabilirler. Ancak giderilecek her eksiğin, öğrencinin bakış açısını değiştirmek için atılacak bir adım olduğu hatırlanmalıdır. Asıl üzerinde durulması gerekeninin, doldurduğumuz her boşluğun, dolu dolu akan bir nehirde kendini kaybeden öğrenciye uzatılacak bir dal parçası olduğudur. Bu dal, o akarsudan çıkacağına dair umut beslemesine neden olacak ve yeni dallar arama çabası geliştirmesini sağlayacaktır.

Sınıf Yönetiminde Proaktif Ve Reaktif Yaklaşım

Daniel Pennac’in başarısızlıklarla dolu okul yıllarını anlattığı, otobiyografik romanı, Okul Sıkıntısı’ nda da bu konunun özellikle üzerinde durulmakta, bir öğretmenin, öğrencisinin başarısızlığından sorumlu olmasa da birlikte geçirilen yılları göz ardı etmemesinin önemi vurgulanmaktadır. Pennac’ e göre, ziyan olmuş bir okul yılı, hiç de küçümsenecek bir şey değildir ve kavanozun içinde çok uzun bir zaman dilimini kapsamaktadır.

Özetle, ölçme ve değerlendirmenin merkezine, öğrencinin konuya dair ön bilgilerini tespit etmek konmalı ve bireysel her gelişimi desteklenmelidir.  Öğrencinin, başlangıç düzeydeki bilgisi kabul edilebilir düzeyde olsa bile, göz ardı edilmiş boşluklar birebir destekle doldurulmalıdır. Birçok öğrenci için bunun yapılacağı düşünüldüğünde, verilen çabanın nitel anlamda çokluğundan bahsedilebilir ancak uzun vadede bu sürecin çıktısı, değişmiş bir perspektif, başarılı bir eğitim hayatı olacaktır.

Bu Yazıyı Paylaş

Saadet Gülüş Yüksel

Aytink.com Yazarı // Eğitimci