Neden Uğursuz ? Kedi, Merdiven, ve Kırık Ayna ..

Neden Uğursuz ? Kedi, Merdiven, ve Kırık Ayna ..

Neden uğursuz? Kedi, Merdiven, ve Kırık Ayna

Neden uğursuz diyoruz ? Çocukluğumuzdan bu yana büyüklerimizden ve kulaktan dolma bilgilerle zihnimize yerleşen bazı inanışlar istemeden de olsa davranışlarımıza yansıyor. Sokakta yürürken geçen bir kara kedi aniden saçımızı tutmamızın,  duvara bir merdiven dayalıysa yanından geçmemizin, elimizden düşüp kırılan aynanın ardından korkuya kapılmamızın sebebi gerçekte ne?

Aman merdiven altından geçme! 

Fark etmeden de olsa bize faydası dokunan merdiven altından geçmemek bizi bazı iş kazalarından koruyor. Gerçek nedeni bu olmasa da merdivenin oraya konulmasındaki amaç bir iş görmek olduğu için altından geçmemek üzerinize boya kovası ya da bir kişinin düşmesini önlüyor. Merdivenin altından geçmenin uğursuzluk getirdiği inancı ise baya eskilere Mısırlılara dayanıyor. Eski Mısır’ da bir üçgenin içinden geçmek, onların inancına göre Tanrının kutsal alanını işgal sayılıyordu. İnsanlar bu nedenle cezalandırılıyordu. Duvara dayanan merdivenin de bir üçgen oluşturması ve altından birinin geçmesi de tanrının kutsal alanını işgal etmek anlamına geleceği için tehlikeli sayılıyordu. Ve bu inanç yaygınlaşarak günümüze kadar geldi.

Neden uğursuz ? Kara kedi geçiyor saçını tut!

Çocukluğumuzda hele de mahallenizde siyah bir kedi varsa hayat gerçekten çok zor olabiliyor. Her gün oyunlar oynanan sokaklar aynı zamanda renk ayırt etmeksizin bütün kedilerin yaşam alanları. Hal böyle olunca ve siyah bir kedi de sokak komşunuz ise eliniz saçınızda geçirdiğiniz bir çocukluğunuz olmuştur. Siz saçınızı tutmazsanız uyarı gecikmeden bir arkadaşınızdan gelir. O kadar kedi varken günah keçisi neden siyah kediler?

Kedilerin hikayesi de tıpkı merdiven gibi milattan önce 3000’li yıllara ve yine Mısırlılara dayanıyor. O dönemde siyah kediler kutsal olarak kabul ediliyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkan duvar kabartmalarından anlaşılıyor. Bir ara kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile çıkartmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaket sayılırdı. Aile fakir veya zengin olsun ölen kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarının yanına değerli taşlar bile bırakılırdı. Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebi ise çok yüksek yerden düşmelerine rağmen yaralanmamaları olarak görülüyor. Kedilerin dokuz canlı olduğu inancı da o dönemlerden geliyor. Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret etme uğursuzluk inancının başlangıcı ise Orta Çağ’da İngiltere de Hristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsüyle ortaya çıkmıştır.

Kırık ayna mı!

Aman elinde bir ayna kırılmaya görsün yedi senelik  kurtuluşu olmayan bir felaketler silsilesi yakanı bırakmaz. Bunun nedeni ise diğer inanışlardan daha da eskiye, ilk çağlara dayanıyor. Aynanın icadına kadar ayna görevini deniz, göl ve su birikintileri görüyordu. İnsanlar suya baktıklarında kendi yansımalarını görüp  şaşırmış ve kendi yansımalarını ruhları sanmışlardır. İsteyerek ya da istemeden sudaki yansımasını dalgalandırarak bozan insanları da düşmanları bellemişlerdir. Aynaların çıkmasıyla bu batıl inanç daha da yaygınlaştı. Roma inançları ile de birleşince aynayı kıran insanların yedi sene boyunca başına bin bir türlü felaket geleceğine inanılmış.

Bu Yazıyı Paylaş

Ebru Öztürk

Aytin.com Yazarı // Okul Öncesi Öğretmeni - Uzman Öğretici