Farklı Olana Tahammül Edemeyen Kitle: El Alem!

Farklı Olana Tahammül Edemeyen Kitle: El Alem!

Paylaş

Bildiğiniz üzere, bir önceki yazıda ‘EL ALEM KAVRAMININ MODA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ’ nden bahsetmiştim. Gelin bu seferde günlük hayatımızda fazlasıyla vaktimizi çalan ‘EL ALEM’den bahsedelim…

Birçoğumuz etrafımızdaki el alem baskısından dolayı hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz. Peki neden?

İnsanların hayatımıza bu kadar fazla karışmasının sebebi ne? Neden bu kadar çok önemsiyoruz onların düşüncelerini? Halbuki onların yarım saat konuştuğu davranışımız bizim kişiliğimiz, karakterimiz. Oysaki bugün o eteği ne kadar da severek giymiştin, belki de o bıyığın sana yakıştığını yıllar sonra fark ettin. Ama yan komşun tam apartmandan çıkarken eteğinin boyuna bakıp ‘ne kadar da kısa kızım o etek’ diyip kafasını çevirdi ya da en sevdiğin arkadaşın ‘o bıyık ne öyle? Hiç yakışmamış’ dedi.

Şimdi ne yapmalıyız? Hemen eve dönüp o eteği değiştirmeli, o bıyığı kesmeli miyiz?

Kocaman bir “HAYIR”

O kadın belki de dün akşam isteği ayakkabıyı alamadığı için hayıflandı ve hıncını senden aldı yada arkadaşın köse olduğu için etrafında bıyıklı, sakallı birini görmeye tahammül edemiyor bilemeyiz.

Eleştirilmekten neden bu kadar korkar olduk? Ya da neden bizim olamayan bir şey için insanları bu kadar eleştirir olduk?

Bir başkasının sizin hayatınız ile ilgili yaptığı yorum onun hayatından en fazla yarım saat çalar ama sizin hayatınızdan ömürler alabilir. O hayıflanış sizi içinize kapanık, asosyal biri yapabilir. Peki buna gerçekten değer mi? Bir insanın hayatını kapatmaya hakkımız var mı? Bilinçaltımızdaki bütün nefreti, öfkeyi, kini bir başkasının hayatına sıçratmaya ne hakkımız var? Biz yarın o öfkeyi dindirip yolumuza bakabiliriz ama sıçrattığımız kişi bunu bir ömür yaşayabilir.

Şimdi sen mahallenin dedikoducu ablası ve kahveden dışarı çıkmayan dedikoducu abisi; siz sonsuza kadar bir başkasına el alemsiniz ama onlarda size el alem bunu unutmayın. Ne kadar eleştirilirsen o kadar eleştirilirsin. Eğer senin yarım saatlik kötü düşüncelerin benim hayatımı karartıyorsa, istediğine ulaştın. Ben o eteği giymedim ve o çocuk sakallarından vazgeçti. Ama üçümüzde eksildik hayattan. Biz içimize kapandık senin ise hayatının belki de en önemli yarım saati gitti, yemeğinin dibi tuttu, çayın soğudu, kitabının 10 sayfası yarına kaldı, çocuğun senden yarım saat mahrum kaldı neden mi? Sen karşındaki insanın davranışlarını hor gördüğün ve ‘EL ALEM’ olduğun için. En can yakan kısmı ise eğer karşındaki için düşüncelerinin hiçbir önemi yoksa senin hayatından boşu boşuna tam yarım saat gitti.

Değerli okur;

Şimdi hepiniz bu yazıyı aklınıza gelebilecek her şekilde eleştirmekte özgürsünüz. İstediğiniz kadar kötü yorum yapabilir, tepki gösterebilirsiniz. Hatta ve hatta yazının kalkmasını talep bile edebilirsiniz. Ama bu sadece sizin hayatınızdan çalar, ben yine yazarım.

Hadi öyleyse şişman- zayıf, uzun-kısa, çalışkan-tembel diye eleştirmek yerine al kahveni ve kitabının o 10 sayfasını bitir, çocuğunu senden mahrum bırakma, yemeğinin altını kapat ve çayını soğutma.

Bu Yazıyı Paylaş