Çin’in İlk İmparatoru: Çin Şi Huang

Çin’in İlk İmparatoru: Çin Şi Huang

Paylaş

M.Ö 238- 210 tarihleri arasında Çin imparatoru olarak tahtta oturan Çin Şi Huang hakkındaki bilgileri sizler için derledik.

M.Ö 259 yılında dünyaya gelen Çin Şi Huang, Chou hükümdarlığının son dönemlerini yaşadığı ve gücünü kaybettiği bir dönemde doğdu. Feodal liderlerin sürekli güç mücadelesi içerisinde olduğu bu dönemde beylikler birbirleriyle sürekli savaş halindeydi.

Bu dönemde Çin’de Konfüçyüs’ün ahlaki yönetim anlayışından ziyade, “Legalist” bir yönetim geleneği hakimdi. Legalist felsefenin özünde ise insanların ancak katı ve hükümdarın belirlediği kanunlar ile yönetilebilirdi. Bu kanunlarla güçlenen Chou devleti Çin Şi Huang doğduğunda çinin en güçlü devletiydi.

Çin Şi Huang tahta çıktıktan sonra, dağınık haldeki Çin beyliklerini ve devletlerini tek bir çatı altında toplamak üzere savaşa girdi. M.Ö 221 yılında son devletinde kendisine bağlanmasıyla birlikte kendisini Çin’in yeni kralı yani Wang olarak ilan edebilirdi. Ancak o kral olmak yerine, günümüzde anıldığı adı olan “Shih Huang Ti” yani “İlk imparator” olmayı tercih etti. 

İmparatorluğunu ilan etmesinin ardından İmparatorluğu 36 eyalete ayırdı ve her bir eyaletin başında kendisi tarafından seçilen sivil eyalet valileri atadı. Ayrıca, eyalet valilerinin zaman içerisinde güçlenip kendisine karşı gelmesini engellemek adına belli aralıklarla görev yerleri değiştiriliyordu. 

İmparatorun dünya tarihi açısından en göze çarpan eylemi ise Çin’deki bütün kitapların yakılıp yok edilmesine ilişkin emri olmuştur. Sadece tarım, tıp ve tarihsel kayıtlar bu emrin istisnası olmuştur. Ayrıca bu eylemle Legalist akım dışındaki başta Konfüçyüs olmak üzere diğer akımların önü kesilmek istenmiştir.

İmparatorun bir diğer önemli eylemi de Çin’in kuzeyinden gelen akınları önlemek için yapılan küçük duvarları birleştirerek, Bu günkü Çin Seddi’ni inşa ettirmek olmuştur.

Ölümünün ardından tahta çıkan oğlu yeterli görülmemiş ve kurduğu hanedanlık yıkılmıştır. Ölümünden sonra Konfüçyüs akımı yükseliş göstermiş ve ilerleyen yıllarda devlet felsefesi haline gelmiştir. Ölümünden sonra mezarını korumak için Toprak Askerler ya da diğer adıyla Terracotta Savaşçılarını yaptırdığı rivayet edilir.

Bu Yazıyı Paylaş