Biyografi Türündeki Filmleri Sevenler İçin Öneriler

Biyografi Türündeki Filmleri Sevenler İçin Öneriler

Paylaş

Biyografi filmleri işleniş açısından içerisinde çok fazla aksiyon barındırmasa da karakterle özdeşleşme açısından seyir zevki yüksek filmler olarak ön plana çıkıyor.

Bu yazımızda Biyografi Filmleri sevenler için önerilerimizi sıraladık:

Schindler’in Listesi (1993)

Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkan ve biyografi filmleri arasında en önemlilerinden birisi olarak gösterilen bu baş yapıtta 2. Dünya Savaşı esnasında Alman bir iş adamının Polonya’da kurduğu fabrikasında çalıştırdığı Yahudi işçilerin hayatını kurtarması konu alınıyor.

Sıkıysa Yakala (2003)

Her zaman bunun farkındayız ki, FBI ajanları diğer meslektaşlarına göre kendilerine biraz daha fazla güvenmektedirler. Ancak hikayemizde karşımıza çıkan ve kendine çok güvenen FBI ajanlarının karşısına bu defa çok dişli bir görev çıkar. Daha 20’li yaşlarında olan genç bir adam sürekli başka ülkeleri gezerek kimi zaman doktor, kimi zaman, savcı, kimi zamansa pilotluk gibi mesleklere bürünerek FBI ajanlarını peşinden koşturmaktadır.

 

Er Ryan’ı Kurtarmak (1998)

İkinci Dünya Savaşı zamanında yaşayan bir anne şimdiden üç oğlunu kaybetmiş ve arka arkaya yaşadığı kayıplar bu kadını derinden etkilemiştir. Savaşta olan dördüncü oğlunun da sağ salim geri dönmesi için sabırlı olup dua etmekten başka çaresi bulunmamaktadır. Fakat bu zavallı kadının üç oğlunu kaybetmesi üzerine başkan bu durumdan haberdar olur ve kadının üzüntüsünü anlayarak savaşmakta olan son oğlunun verilen emir ile ne pahasına olursa olsun James Ryan isminde ki bu genci kurtarmaktır. Böylece savaştan sağ çıkması için Er Ryan’ı Kurtarmak görevi başlayacaktır ve Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün hemen bir 8 kişilik ekip toplanır ve bu askerler sadece Er Ryan’ı kurtarmak için görevlendirilirler.

 

Can Dostum (2011)

Philippe bir aristokrat ve aynı zamanda çokta zengin iş adamlarından biridir. Yamaç paraşütü yapmak en sevdiği hobileri arasındadır fakat bir gün yamaç paraşütü yaparken çok kötü bir kaza geçirir. Geçirdiği kaza sonucunda boynundan aşağısı felç kalan adam artık tekerlekli sandalyeye mahkum hale gelmiştir. Diğer yanda siyahi genç Driss ise cezaevinden yeni çıkmış işsiz bir adamdır. Driss günün her günü Philippe ile ilgilenmek üzere işe alınır ve bundan sonra ikisininde dünyası değişmeye başlar.

 

Akıl Oyunları (2002)

Akıl Oyunları, Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Nash’in hayat hikâyesini anlatan, yönetmenliğini Ron Howard’ın yaptığı 2001 yapımı biyografik dram filmi. Nash akıl almak bir teori üzerine yoğunlaşır ve bu teoriyi tanıdıklarına anlatır. Matematik konusunda bir dahi olan Nash zaman içerisinde Şizofrenik bir yapıya bürünüp hayatındaki bu zorlukla savaşa girmeye başlayacaktır. Nash bu durumundan o kadar kötü etkilenmiştir ki, hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü, o artık gerçek dünya ile kafasında gördüğü kurgusal şeyleri birbirinden ayırt edememeye başlayacaktır.

 

Dangal (2016)

Dangal, 2016 yapımı spor-dram türünde bir biyografik Hindistan filmidir. Film, güreşçi bir baba ile güreşmeyi öğrettiği iki kızının ilişkisini konu edinir.

 

Çöküş (2004)

Çöküş, 1945 yılı Nazi Almanyası’nda Adolf Hitler’in son günlerini ve Berlin’in düşüşünü anlatan 2004 yapımı Almanya filmidir. Dünya’nın şimdiye kadar görüp görebileceği en vahşi, acımasız, zalim ve bir o kadar da deli lideri Adolf Hitler’in son çırpınışlarını konu alan film 2. Dünya Savaşında bu çatlak adamı tepeyebilmek için artık Dünya’nın yarısı bir olmuştur. Berlin işgal altına alınmış bir kenttir ve Hitler Berlin’i ter etmemekte ısrarcıdır. Çöküş filmide Hitler’in sekreteri Traudl Junge’nin gözünden anlatılmaktadır.

 

Spotlight (2015)

aciz olaylarıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini masum olduğuna inandırmaya çalışması ve taciz olaylarının aslını ortaya çıkarmaya çalışan Boston Globe gazatesi yazarlarından birini anlatıyor. Gazete yazarlarından oluşan ve Spotlight adı verilen bu takım, Katolik Kilisesi’nin taciz olaylarıyla gündeme geldiği eski defterleri açar.

 

Piyanist (2002)

Polonya’nın Alman ordusu esareti altına girdiği zamanlarda, ünlü piyanist bir şekilde esir kampına götürülmekten kurtulur ve kenar mahallelerde hayatta kalma savaşı vermeye başlar. Varoş mahallelerde halkla beraber açlığa karşı savaşırken aynı zamanda karşısına çıkan zorluklara da cesurca göğüs gerekecektir.

 

Umudunu Kaybetme (2006)

Evlendiğinden beri maddi sıkıntılarla boğuşan genç adam çocuğuna iyi bir baba olmaya çalışmak kadar, eşine de iyi bir koca olmak için elinden geleni yapmaktadır. Fakat aradan geçen yıllar karısını maddi zorluğa dayanamayacak hale sokar ve Chris ile birlikte oğlunu bırakıp gider. Küçük oğluyla bir başına kalan Chris üstüne üstlük bir de evsiz kalmıştır. Uzun bir süre tek gecelik kalmaya yerler bularak oğluyla birlikte oradan oraya savrulan baba her koşulda ayakta durmaya, güçlü kalmaya çalışır. Oğlunun varlığı ise ona en büyük gücü veren şeydir.

 

Casuslar Köprüsü (2015)

950’li yıllarda henüz soğuk savaşın ilk zamanlarındayız ve Birleşik Devletler ile Sovyetler Birliği arasında ki gerilim git gide iyice yükselmektedir. Yaşananlar üzerine FBI, New York’ta yaşayan Sovyet ajanlarından biri Rudolf Abel için bir tutuklama kararı çıkartır ve Rusya’ya gizli kodlar içeren mesajlar attığı öne sürülür. Rudolf Abel FBI’a ülkesine iade edilmesi için istekte bulunur fakat FBI bu isteğe pek olumlu bakmaz. Federal hapishaneye atılan Abel’in mahkeme gününün beklenmesine karar verilir. Hükümet Abel’in suçlamalarını savunması için bağımsız çalışan bir avukat tutulmasına karar verir ve bu iş, sigorta avukatı olarak mesleğini Brooklyn’de sürdüren James Donovan’a teklif edilir. Nuremberg davalarında savcı olarak görev yapmış olmasına rağmen, bu denli büyük bir dava için çok tecrübesiz olduğunu düşünerek teklife pek sıcak bakmaz. Ayrıca, savunulması istenmeyen bir adamı mahkeme huzurunda savunması toplum tarafından tanınan bir isim olmasına da neden olacaktır. Hatta bu işi kabul ettiğinde ailesinin de tehlike altına girebileceğini düşünmektedir.

Bu Yazıyı Paylaş