Aytink Kitap Önerileri Mart 2018

Aytink kitap önerileri Mart 2018 listemizde, sizler için derlediğimiz kitaplar:

Kitap Önerileri Mart 2018

Sakın Şaşırma – Orhan Veli

Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Sakın şaşırma.

 

Güneş Ülkesi – Tommaso Campanella

Yapıtları en az on cilt tutan Campanella’nın uzun süren yaşamı tam bir özgürlük mücadelesidir. İtalyanca olarak kaleme aldığı Güneş Ülkesi, yaşamını adadığı “özgürlük” düşüncesinin ve otoriteye karşı boyun eğmezliğinin simgesi gibidir. Bu büyük yapıt, ona ilk kez yaklaşanlar için ilerlemekte tereddüt edilecek büyük ve gür bir orman ya da bir labirent havası verir. Aynı zamanda 30 yıllık hapislik hayatının yarattığı öfkeyle birlikte Campanella’nın ateşli ruhundan yayılan bir çığlık; insanları cehalet uykusundan uyandıran ve kederli dünyalarından çıkmaya çağıran bir çan sesi gibidir.

Güneş Ülkesi, adaletsizliğin bilincinde olan, toprağından sürülmüş, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmiş ve bunun acısını taşımış bir insanın, adil ve dayanışmacı, baskı ve sefaletten arınmış bir toplum düşünün somutlaştırıldığı bir ideal kent tasarımıdır. Mutlu bir cumhuriyetin betimlemesi olan bu küçük kitap, 17. yüzyılda Fransa’da ve Almanya’da konuşulup tartışılmış; 19. yüzyılda pozitivistler ve sosyalistler arasında yayılmıştır. Avrupa tarihine ve kültürüne karşı aldığı mesafe ve ele aldığı ekonomik kolektivizmin yanı sıra üslubu ve doğallığıyla da dikkat çekmiştir.

 

Ahlak-ı Alai – Kınalızade Ali Efendi

Büyük Osmanlı âlimi, düşünürü ve kadısı Kınalızâde Ali Çelebi’nin (ö. 1559) kaleme aldığı Ahlâk-ı Alâî, İslam ahlâk düşüncesi tarihinde önemli bir yer işgal etmektedir. Eser aslında temelleri İbn Miskeveyh’in Tehzîbü’l-Ahlâk’ıyla atılan, Nasîreddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’si ile felsefi anlamda olgunlaşan, Celaleddin Devvânî’nin Ahlâk-ı Celâlî’si ile işraki bir boyut kazanan ahlâk felsefesi yapma ve yazma sürecinin dördüncü önemli halkasıdır. Tehzîbü’l-Ahlâk’ın Arapça yazılmasına karşılık Ahlâk-ı Nâsırî ve Ahlâk-ı Celâlî Farsça yazılmıştır. Her iki dilde de eser verebilme istidadı olan Kınalızâde, özellikle Türkçe bir ahlâk kitabı yazılmasının özlemini çekmiş ve Ahlâk-ı Alâî’yi telif ederek Osmanlı’nın ihtişamına yakışır bir Türkçe ahlâk felsefesi eserini Türkçe okuyan insanların istifadesine sunmuştur.

Ahlâk-ı Alâî, klasik ahlâk kitaplarında takip edilen sıraya uygun olarak üç ana bölümden oluşur. Bunlar; ahlâk eğitimini inceleyen “Ahlâk İlmi”, ev idaresinden bahseden “İlm-i Tedbîrü’l-Menzil” ve devlet yönetimi ve siyaset felsefesiyle ilgili olan “İlm-i Tedbîrü’l-Medine” bölümleridir. Sonuç konumundaki “Hatime” bölümünde Eflatun, Aristoteles, Gucduvânî ve Mevlana Celaleddin’in vasiyetleri yer almaktadır. Bu eser, andığımız diğer üç örneğin muhteva ve özünü taşımasının yanında, edebî letafeti, hikâye ve örneklerle öğrenimi kolaylaştırması, yazarının nefis hastalıklarının tedavisini Gazzâlî’nin İhyâ’sından aldığı malzemeyi yeniden harmanlayarak işlemesi ve sevgi bahsini Molla Câmî’den yaptığı iktibaslar yanında kendi özgün donanımıyla yeniden inşa etmesiyle ahlâk düşüncesine özel katkıda bulunmuştur. Kınalızâde, eserinde yer yer Tûsî’nin görüşlerine itiraz etmiş ve özgün açıklamalar yapmıştır. İçki içme adabına eserinde yer vermemesi, kız çocuklarının okutulmasını savunması ve tasavvufta bir eğitim yöntemi olarak zühdü kabul etmesi bunlar arasında sayılabilir. Ahlâk-ı Alâî’nin literatüre katkısını daha çok siyaset felsefesi konusunda görmekteyiz. Siyasetçi-asker ilişkisi ve yöneticilerin sahip olmaları gereken niteliklere dair örneklendirilmiş düşünce ve önerileri günümüz siyaset bilim ve felsefesine de ışık tutar niteliktedir.

 

Babalar ve Oğullar – Ivan Sergeyeviç Turgenyev

Klasik Rus edebiyatının unutulmaz yazarı Turgenyev, çağdaşlarından bütünüyle farklı bir yol izlemiş, yaşadığı dönemde Avrupa’da yazılan romanlara ve Avrupa kültürüne daha yakın bir tavır sergilemişti. Turgenyev’in başyapıtı olarak tanımlanan Babalar ve Oğullar, bu etkinin izlerini taşır. Romanın öne çıkan karakteri Bazarov, arkadaşı Arkadiy’e ve onun modern değerlerle yaşamayı seçen babasıyla amcasına öyle sinir bozucu bir biçimde karşı çıkar ki, sergilediği nihilizm Bazarov’un müthiş zekâsıyla birleşince genç bozguncunun saldırılara uğraması kaçınılmaz olur. Tıpkı romanın yayımlanmasından sonra yoğun saldırıya uğrayan Turgenyev gibi. İvan Turgenyev, Babalar ve Oğullar’ın yayımlanmasından sonra ülkesini terk etmek zorunda kalmış, yaşamını Avrupa’da sürdürmüştü.

 

Dava – Franz Kafka

Dava yazılışından bir süre sonra dünya sahnesine çıkan, yurttaşlık haklarının askıya alındığı, bir sivil itaatsizlik imasının dahi zulümle karşılandığı totaliter rejimlere dair bir öngörü ve eleştiri olarak yorumlanır çoğunlukla. Nazi Almanya’sına dair bir “önsezi” barındırdığı söylenebilir belki. Erişilmez bir otorite tarafından yöneltilen ve ne olduğu hiçbir zaman açıklanmayan bir suçlamayla karşı karşıya kalan Josef K.’nın davasında, mahkemeye dinsel ya da metafizik bir otorite de atfedilebilir.
Kafka Dava’da suçu yalnızca bir eylem olarak tanımlamayıp zanlının “kötü niyeti”yle de ilişkilendiren ve suçtan çok suçluya odaklanan absürd bir hukuk sistemi paradigması inşa eder. Kuramsal olarak ortada yasadışı bir eylem olmaksızın suçu mümkün kılan bir sistemdir bu. Ancak Kafka suç, sorumluluk ve özgürlük üzerine yazarken bir sistem ya da doktrin ortaya koymaz, çözüm önermez. Okuru ister istemez içine çeken bu karanlık dünya tasavvurunun tartışmaya açık olmayan tek bir özelliği varsa, o da müphemliğidir.