Aytink Kitap Önerileri: Ocak 2019

6Aytink kitap önerileri Ocak 2019 listemizde, sizler için derlediğimiz kitaplar:

Aytink Kitap Önerileri: Ocak 2019

1-  SAVAŞ VE BARIŞ – TOLSTOY

Savaş ve Barış, “klasik” dendiğinde akla gelen ilk kitaplardan. Napoléon’un Rusya’yı işgalini anlatan dev bir savaş romanı, aynı zamanda bir Rusya panoraması. 1800’lerin ortalarında Rusya’nın içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar, kentlerde, köy ve kasabalarda, büyük çiftliklerde sürdürülen hayat, dönemin önde gelen kişilikleri, saray yaşamı, özellikle üst sınıf ustaca çiziliyor.

Tolstoy, 1. cildin girişinde yer verilen önsözünde Savaş ve Barış’ı yazarken hissettiklerini, yaptığı zorlu çalışmaları ve romanın geçirdiği aşamaları anlatıyor. Bu metinler, özellikle bu dev romana daha yakından, yazarının gözünden bakma fırsatı verdiği için çok önemli.

2-  İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ – C. DICKENS

Magna Carta ile iktidarın yetkilerinin sınırlandığı, ekonomik ve sosyal refah içindeki İngiltere… Sonsuz yetkilerle donanmış krallığı ile ekonomik ve sosyal patlamanın eşiğine gelmiş, ihtilal öncesi Fransa…
Doktor Manette, on sekiz yıllık mahkûmiyetinin sonundan nihayet serbest kalır ve İngiltere’deki kızı Lucie’ye kavuşur. sürgündeki Fransız aristokrat Charles Darnay ile gözden düşmüş, parlak İngiliz avukat Sydney Carton’ın yolları ise Lucie’ye duydukları aşk dolayısıyla kesişir. Bu aşk hikâyesi, ihtilal ateşiyle yanan Paris ve huzurlu Londra sokaklarında nasıl yankılanacaktır?..
İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens’ın Fransız İhtilali yıllarında kaleme aldığı; dram, heyecan, gizem ve korku dolu sahnelerle okuru kitaba bağlayan müthiş bir eser. Dickens, bu unutulmaz eserinde Londra ve Paris’in yaşadığı açlık, sefalet, hüzün ve kederi tüm açıklığı ve acımasızlığı ile ortaya koyar. Bunu ustalıkla başaran yazar, bu ölümsüz hikâyeyi sadece sorumlu gördüğü burjuva ekseninde değil, toplumun her kesiminden karakterler üzerine kurgular.

3-  PRENS – MACHIAVELLI

Rennaissance ruhu içinde prenslere tavsiyeler şeklinde regimine principum adı verilen birçok kitap yayımlanmıştır; ancak belki de hiçbiri Machiavelli’nin Prens’i kadar sarsıcı etki yaratmamıştır. Hemen her dönem kitap üzerine yoğun tartışmalar yaşanmış, Machiavelli’nin Prens’te tarif ettiği ahlaki kayıtsızlık, hiç hak etmediği halde kötü bir etiket gibi üzerine yapışarak günümüze kadar gelmiştir. Machiavelli’nin, kimi zaman tiranlığın destekçisi olduğu yönündeki düşüncelerin hedefi olması da düşündürücüdür.

Machiavelli’nin Prens’i yoğunlaşmış bir cumhuriyet idesidir; bir ayağı doğada, bir ayağı toplumda duran devletin kendisidir. Halkının özgürlüğüne bağlı olduğu oranda özgürdür; ama halka borcu olmadığı halde ortak iyiyi amaçlaması onun erdeminden kaynaklanır. Prens, bir tiran değildir; sahip olduğu Virtù ona iktidarın yolunu açar, düzenlediği yasalarla ülkesinin özgürlüğünü sağlar; bu sayede kazandığı ihtişam, halkının ihtişamı olur. O, ya bir ülkenin ilk kurucusu olarak doğru yasalarla özgürlüğün kalıcı temellerini atan kurtarıcıdır; ya da çöküntü içindeki toplumun karmaşık siyasal ilişkileri içinden kendi iktidar yolunu açan reformcudur.

Her iki durumda da elindeki temel güç, Talih’i baştan çıkaracak olan Virtù’sudur.

Çevirisi, Allan Gilbert’in İngilizce metni üzerinden yapılan ve Gilbert’in dipnotlarıyla zenginleşen Prens, kitabı tamamlayıcı nitelikteki “Piyade İçin Bir Gereklilik” ve “Bir Pastoral: İdeal Hükümdar” metinlerini de içermektedir.

4- AMERİKA – F. KAFKA

Amerika adlı roman, Amerika’da yaşamak zorunda kalan genç bir masumu anlatmaktadır. Hizmetçi kız tarafından baştan çıkartıldığı için oraya sürgüne gönderilmişti. Yüzeysel olarak ?ato ve Duruşma’ya fazla benzemez. Ama Kafka, tipik inatçılığıyla, ne kadar çok gerçekçi bir betimlemeye başlarsa, gemilerin, otellerin, büroların dünyası o kadar çok garip, komik ve şaşırtıcı bir hal almaktadır.

Amerika adlı eserde temel endişeler belirir ve bu endişeler kendisini çok küçük bir nesneye çevirerek güçten uzaklaşma veya tamamen gözden kaybolma arzusu ve sanat yaşamdaki sonsuz belirsizliğe karşı olan inancı bunu körükler. Romandaki boşluklar önemsizdir- eğer Kafka onları doldurmuş olsaydı, başka boşlukları hemen fark ederdik…

5- SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ – A. H. TANPINAR

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. “Saatleri Ayarlama Ensitüsü” toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, fertten yola çıkarak topluma varan bir teknikle anlatıyor.